Embed

DEHŞETLİ GÜZEL BİR KIŞ İSTİYORUM

Kış, isminin hakkını versin, dehşetli güzel bir kış olsun, çok kar yağsın istiyorum. İstediğim kış, isin pusun birbirine karıştığı, şehrin koyu bir gündüz karanlığı altında kaldığı, karın yağmurla karışarak yağdığı bir kış değil. Kar öyle bir yağsın ki her biri bir yaprak büyüklüğünde olan her kar tanesi ayrı bir meleğin kanadına takılmışçasına, sokak lambalarının sarı ışığı altında döne döne düşsün yere. Yollar, arabalar, ağaçlar da kırmızı kiremitli damlar gibi kalın bembeyaz bir örtünün altında kalsın.

Biten sonbahar yaklaşmakta olan zor günlerin habercisidir çoğu zaman. Salgın hastalık virüsü trenlerde, otobüslerde, kapalı mekânlarda kol gezer. Oysa ben taşların altında yuvalanmış börtü böcekten, saçak altına sığınan serçe kuşuna, serçe kuşundan insana varana dek her canlının mutlu olduğu, üşümediği bir kış hayal ediyorum. Bu kış öyle bir kış olacak ki çocukların tek ağlama nedeni saatlerce kartopu oynadıktan sonra buza kesmiş parmaklarının, sıcağa çarpınca sızlamasından olacak. Odun, kömür, doğalgaz derdi yok bu kışta çünkü üşümek de yok.

Bu kış keyfini sürmek içindir artık önümüzde. Pencerenin ardında, kalorifer peteğinin hemen yanı başında otururken,  çayını yudumlayarak dışarıda yağan karı izlemekten çok daha keyiflisi, ayaklarının altında gıcırdayan karın üzerinde sevgi emektarınla birlikte ele ele yürüdükten sonra, camları, duvarları hatta masaları buhar altında kalmış küçük bir lokantada işkembe çorbasını pul biberle kırmızıya boyamaktır. Bozacı dükkânındaki mermer tezgaha dirseklerini dayayarak salep, tarçın, zencefil kokusunu burnuna çekmektir.

İnsan hayatını mevsimlere bölüp, kışı saçlara akların düşeceği, hareketlerin ağırlaşacağı, nefeslerin daralacağı ihtiyarlık günlerine benzetenlere inat mutlu bir kıştır bu kış.  Ne kadar da işin kolayına kaçan, biçimsiz bir benzetmedir bu. Öyle ya çok kar yağacak, ömrümüzün son günlerini öksürük, tıksırık, tansiyon, şeker korkusuyla yorganımızın altından çıkmadan, evimizde geçireceğiz. Oysa mutluluğu bahara verenler için ne büyük yanılgıdır bu! En büyük hataların yapıldığı, kalp çarpıntısının dinmediği, heyecanla geçen, yorucu bir mevsimdir bahar.   Yaz ise nispeten çalışmakla, gençlikte yapılan hataları telafi etmekle geçer gider. Kışa en yakın mevsimse sonbahardır. Sonbahar hasat zamanı, sonbahar bağ bozumu, sonbahar kışa hazırlıktır hiç olmazsa.

Bu kış uzunca bir tatilin başladığı, konserve, komposto, pekmez, reçel tadında anıların soframızdan eksik olmadığı bir kıştır artık. İlkbahar, yaz, sonbahar güzel geçtiyse kış da güzel geçecektir. 

Kış, isminin hakkını versin, dehşetli bir kış olsun istiyorum. Kimsenin üşümediği, hataların, kusurların, günahların, pişmanlıkların bembeyaz bir örtünün altında kaldığı, kızak, kartopu, kardan adam sevinçlerinin yaşandığı muhteşem bir kış… Sonrası mı? Kış güzel geçiyorsa, sonrası zaten hep bahar, hep bahar olacaktır. CEM CEMİİ

 

Eklenti Başlığı
Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !